Impire
Kötü olmak iyidir... Dungeon Keeper 2'nin sloganıydı bu. Yanlış anlaşılmasın; kalitesiz olmak anlamında değil tabii ki. Kötücül olmak iyidir. Yoksa hiçbir şekilde temenni etmiyoruz oyunların iyi olabilecekken kötü sonuçlanmalarını. Ailenizin Paradox yazarı, Impire için hiç güzel şeyler düşünmüyor. 20 Dolar hazırlamış mıydınız? Koyun bakayım onu cebinize. Şimdi bir bakalım Impire neymiş ne değilmiş?
Dungeon Keeper'ın mirasçısıyızAslında yapımcılar her defasında bunu reddetselerde (eh benzemeye çalışıp da benzeyemediklerinden olsa gerek) Impire'a ucundan kıyısından bakan herhangi bir kişi efsane Dungoen Keeper'a şöyle bir benzetmeden geçmek istemiyor. Hal böyle olunca beklentiler de yükseliyor. Öncelikle Dungeon Keeper'ı kafanızdan bir silin. Bu oyunun yıllar öncesinin efsane zindan yöneticiliğiyle uzaktan yakından alakası yok (azıcık var hadi, küsmeyin).

İkisi de kendini komik zannediyor.
Cyanide Studios adlı yapımcı firmamızın güzide fikri şu; şapşallıkta sınır tanımayan karakterler yapalım, bu karakterler aslında komik olmaya çalışsın ama olamasın ve kötücüllükleriyle dünyayı ele geçirmeye çalışsınlar. Arada da hafiften Dungeon Keeper'a benzeyelim hatta bazı bazı ufak göndermeler de yapalım ki yüzler gülümsesin... (patlayan tavuklar mesela) Nereden başlasam bilemiyorum kötü yönlerini anlatmaya. Oyunu 8 saat boyunca küllerinden diriltmeye çalıştım (sevgili okurum senin için nelere katlanıyorum) ama yok olmadı, atın beni denizlere diye yalvardı, kalkmadı.
Öncelikle konumuza ufaktan bir giriş yapalım; Oscar Van Fairweather adlı (hayır futbolcu değil) ezik bir warlock dünyayı ele geçirmek ve kötü emellerini gerçekleştirebilmek için Cehennemindeki tahtında uslu uslu oturan Baal'ı (valla Diablo'daki Baal'ın kemikleri sızlayacak) dünyaya çağırır ve onu bir çeşit büyüyle dünyaya bağlar. Baal'dan isteği kendi buzzzzzzzzz gibi esprilerine katlanması ve ona bu şeytanlık dolu yolculukta yardım etmesidir. Baal garibim de şimdiye dek gördüğüm en salak kötücül karakter tiplemesiyle boyun eğer ne yapsın ve zindan geliştirmeye hazırdır artık.

Nasıl da savaşıyor cengaverler, dostu düşmanı ayırt edemiyorum, kimin umrunda zaten?
Zıkkımlan, Zıbar ve Zıbart (üç Z kuralı)Bunu ben demiyorum, oyunda 5 dakikada bir Baal'ın kendisi söylüyor, aynen şu şekilde "EAT, SLEEP, SLAUGHTER". Dungeon Keeper'da küçük şeytanlarımızla o zindanın nasıl da altını üstüne getirirdik hatırlıyor musunuz? Bu oyunda öyle bir şey yok, kazmaya dair neredeyse hiçbir şey yapmıyorsunuz. Evet yolunuzu açma konusunda yine mecburen ufak çapta bir kazı gerçekleştirmek zorundasınız ama Dungoen Keeper'daki o keşfetme hissinden eser yok. Zaten oyunun türü böylece RTS/ RPG'ye dönüyor diyebilirim. Birimlerimizi gerçek zamanlı yönetiyor ve elimizdeki kaynaklar dahilinde yine gerçek zamanlı üretiyoruz. Peki kaynak yönetimi nasıl? Efendim kaynak yönetimi diye bir şey yok aslında, sadece tek bir odadan mantar topluyorsunuz biraz ve üretimi için mantar gerektiren birimleri emriniz altına alıyorsunuz. Peki ya altın ve eşya gerektiren birimler ne olacak? Onları da zindanınızın dışına çıkmanıza imkan veren haritayı kullanarak toplayacaksınız. Birimlerinizi gruplayın ve Raid yapmaları için yollayın ki size ihtiyacınız olan kaynakları getirsinler. Güzel, çok güzel de, canım kardeşlerim madem kaynak yönetimi yaptıracaksınız, birimleri hemencecik tükenen kaynaklardan üretmemizi isteyeceksiniz, ne diye ben kırk saat birimlerin raid yapmasını bekleyeyim. Onlar bana kaynak getirecek de ben de adam yapacağım öyle mi?
Tamam birimlerin sayısı az o yüzden kaynak yönetimini biraz mikrolaştırdık diyebilirsiniz? İyi ama bu birimler hemen ölüyor? E level atlat birader diyor yapımcı, haklı tabii adam.... Atlatayım nerde atlatayım. Training room diye bir şey var kör müsün? İyi ama orada sadece üçüncü seviyeye kadar geliştirebiliyorum... Evet Training room'da sadece belli bir seviyeye kadar geliştirdiğim adamlarımın geri kalan seviye atlamalarını karşılaştığım düşmanları pataklayarak halletmeliyim. Tabii o süreye kadar sağ kalırlarsa. Bu arada birimlerimize workshoplardan geliştirilmiş zırh ve silah da yapabiliyoruz. Tabii bunlar da belli bir kaynak istiyor. Kaynak için yine ne yapıyoruz. Hooop Raid zamanı. Kaynağa ihtiyacımız var raid yap, mantar bitti raid yap, düşmanlardan bilgi alalım raid yap. Raid, Raid , Raid. Arkadaş bir MMO'da bile bu kadar sık raid yapılmıyor bre ya. Yani olur da kazara oyunu alırsanız kaynak yönetimini birimlerinizi sağa sola raide yollayarak yapacaksınız haberiniz olsun. Tabii zindanınıza gelip şöyle bir küf kokusu alalım havasında gezinen kahramanları öldürerek de kaynak toplayabilirsiniz ama onların gelmesini beklerseniz, ohoooo, bu oyunu 1 senede bitiremezsiniz.
Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olurSıra geldi şu birimleri oluşturmaya. Her birim, Baal'ın kendisi ve tabii ki zindanınız deneyim kazandıkça seviye atlıyor. Yeni seviyelerle birlikte yeni özellikler açılıyor. Seviye atladıkça kazandığınız puanlarla yeni özellikler alıyorsunuz ve yeni birimler üretebiliyorsunuz. Fakat oyun birimlerinizi dilediğiniz şekilde gruplara bölmenize tam olarak izin vermiyor. Şöyle ki sadece ama sadece 4 Squad yani grup hakkınız var. Bu grup haklarından başlangıçta sadece 1 tanesi açık. Diğerlerini seviye atladıkça ve kaynak buldukça açabiliyorsunuz. Yani yine ne zamanı? Tabii ki Raiiiidddd (oyuncusavar). Allah aşkına nasıl bir mantık bu hem gerçek zamanlı strateji yap, hem de gruplamayı kısıtla. Ha fazladan birim yapamıyor musunuz, yapıyorsunuz çatır çatır, ama gruplayamıyorsunuz. Hiç hayati gelmiyor değil mi? Öyle bir önemli ki...

Yönetim ekranımızı takdim edeyim, esnemekten alamıyorum kendimi.
Baal'a ışınlama özelliğini vermişler. Böylece birimleri bir yerden bir yere ışınlayabiliyor. Ama sadece gruplayabildiğiniz birimleri. Diğerleri köşeden ağlayarak bakıyor. Onları uzun uzadıya tıklayarak götürmeniz lazım. Peki savaşın içine bir şekilde sokmayı başardınız bu adamları, canı azalanı oradan çıkarmak istiyorsunuz. Emir veriyorsunuz hadi yavrum sen kaç yoksa öleceksin. Tam arkasını dönüyor kaçacak, ama arkadan oku yiyince hop geri dönüyor bizim andaval. Kaçması için aynı yere elli kere tıklıyorsunuz ama yok, düşman hasar verdikçe vay sen misin bana vuran diye yeniden dönüyor, başlıyor düşmana vurmaya. Ne yapacaksınız peki, Baalla o grubu başka bir yere ışınlamak zorundasınız. E bu adamı grubun içine almamıştım ben diye sormayın, anladınız siz onu, o adam orada ölmeye mahkum. Sonuç olarak ne savaşta adam akıllı kontrole hakimsiniz, ne de mikro yönetimde. Bir de adamlarınıza sürekli olarak bakıcılık yapmalısınız, karnını doyur, git kendini eğit, raide uç gibi anlamsız tonla şey. Mikro yönetim yapacağız diye oyunda eğlence namına hiçbir şey kalmamış.
Grafikler ve animasyonlar göz alıcı değil. Birkaç büyü efektinin havai fişek tarzı parıldaması haricinde ne kaplamalarda sizi çekecek bir şey var ne de animasyonlarda akıcılık. Sanki birer çöp adamın eklemlerine kasları dökmüşlerde zoraki hareket ediyorlar gibi. Başta herşey eğlenceli geliyor aslında. Karakterler arasındaki dialoglar bol bol kelime oyunuyla iyi şekilde yazılmış. Ama gelin görün ki o ara sahnelerde oynamayan dudaklar ve donuk, çok donuk seslendirme araya girince Witch Queen'e Bitch Queen diyecek kadar edepsiz dialogların çekiciliğinden hiçbir eser kalmıyor.
Çoklu oyuncu biraz olsun zevkli olabilir diye düşündüm ama oynayacak adam bulamadığımdan pek tadına bakamadım ben de yapay zekayla oynadım. Senaryo'yu co-op olarak oynayabiliyoruz ki zaten oyunun ağırlıklı olarak co-op için tasarlanmış olduğunu bu oyun süresinde pek zorlanmadığınızı görünce anlıyorsunuz. Fakat co-op'ta ne hikmetse bir türlü yazışma başarısına erişemedik. Bu arada co-op oynarken save yapma hakkınız yok. Olur da yanınızdaki elemanlar çıkarsa direk DEFEAT yazısıyla karşılaşıyorsunuz. Diğer çoklu oyuncu modlarda King Of The Hill ve Capture The Dragon gibi türler denenmeye çalışılmış ama yukarıda saydığım sorunların hepsi burada da devam ediyor.

Zavallı kahramanların orasına burasına dürterek deneyim kazanıyoruz.
Düşük bütçeli oyunlara saygı duyalım diyoruz ama biz ne düşük bütçeli oyunlar gördük de oyun piyasasını sallayıp attılar. Hiç mi test etmiyorlar bu oyunları piyasaya sürerken bilemiyorum. Impire, Paradox firmasının dağıtımını yapacağı bir oyun olarak durmuyor ne yazık ki. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Eğlenceli olmaya çalışırken yüzünüzde mimik oynatamayan, her yanı yanlış seçimlerle dolu bir oyun Impire. Sadece ama sadece Dungeon Keeper'ı özleyip de hele bir bakayım bu oyun nasılmış diyenlere tavsiye ediyorum. Ya da vazgeçtim gidin Dungeon Keeper oynayın daha iyi.