The Swapper İNCELEME
Yedi yıllığına gönderildik bu uzay üssüne. Mineral toplama asıl işimizdi fakat biz burnumuzu başka şeylerin içine soktuk, başkalarının hayatına, başkalarının özgürlüğüne, başkalarının varlığına ve zihnine. Saçmalama başka seçeneğimiz yoktu, sağ kalmak için bunu yaptık. Ne alakası var sağ kalmakla, sen demedin mi intikam almalıyız? Ben mi? Evet, sen ve o, ruh dediğiniz şey sanki varmış gibi inandırmadınız mı kendinizi bedenler arası geçişe. Boşa konuşuyorsun, kimliğini kaybetmedin sonuçta değil mi, hala sen SENSİN. İkiniz de susar mısınız lütfen...
Az önce Swapper'ı bitirmiş bulunmaktayım ve bitirir bitirmez yazıya başladım. Açıkçası tarif edilmez duygular içerisindeyim. Swapper derin, çok derin bir bulmaca-platform oyunu. Aslına bakarsanız oyun da demek istemiyorum ama işimiz bu sonuçta. Arkasına uzayın çok uzak köşelerinde içinde türlü türlü oyunlar dönen bir uzay üssünü almış ve alenen felsefe yapıyor, insanın varlık sorgulamasını, varlığını devam ettirebilmek için başkalarını maşa edinebilme kolaylığını, Tanrı ikilemini, şizofreniyi... Gören ya da görmeyen gözler için fark etmez... Swapper'ın arka planında bir dünya felsefe ve paradoks var.
Oyundaki tek yeşil alan olan bahçelerde dört ayrı kişiliğim ve ben.
A,B,C,E... Alfabenizi öğrendim, beni serbest bırakabilir misiniz. ... K,L,M,O...
Oyun mantığımız gayet basit aslında. 2 boyutlu bir platform-puzzle oyunu Swapper ve zaman zaman Oddworld ve Portal tadı veren bir yapım. Bu uzay üssünde sağ kalmış iki kişiden biri olan ana karakterimizin elindeki silahın adı da bizzat Swapper ve kendisinin çok acayip güçleri var: silahı elinde tutanın klonlarını yaratabilme ve doğrulttuğunuz kişiyle RUH DEĞİŞTİREBİLME. Temel olarak zaten kendi kopyalarınız arasında geçiş yapabildiğinzi için ruh değiştirebilme olarak görülmese de böyle bir işlevi var bu silahın. Onu da oyunun içinde sağda solda bulacağınız kayıt defterlerinden okumayı ihmal etmeyin. Oyunun sonuna varmak için koca bir uzay üssünde yer alan güneş kürelerini toplamak nihai amacımız. 124 kürenin hepsini toplamazlık etmeyin sakın, her ne kadar oyun hepsini toplamadan da ilerleniyormuş izlenimi verse de son odadaki konsolu aktif edemeyince fellik fellik küre aramaya başlıyorsunuz benden söylemesi.
Ruhları onları terk etse de bu iki sevgili son anlarını sarılarak paylaşmışlar.
Bulmacalar hep aynı mantık üzerine kurulu; en fazla beş kopyanızı kullanarak, kürelere bir şekilde ulaşmak. Kopyalarınızı dilediğiniz yerde yaratabilme imkanınız var, yarattığınız yerde çıkan kopyanızla anında ruh değişimi yapıp olduğu yere ışınlanma olanağınız da bulmacaların dayandığı duvarlardan birisi. Başlarda basit ışınlanmalarla ulaştığınız kürelere oyun ilerledikçe saç baş yolduran ama çözümü bulduğunuzda havalara uçurup, kendinizi alkışlamaya kadar götürecek bulmacalar aracılığıyla ulaşmak zorunda kalıyorsunuz. Özellikle bu bulmacalarda oturup ciddi ciddi düşünmeniz gerekiyor çünkü kaba kuvvetle, deneme yanılma yoluyla, ordan oraya ışınlanmakla bir yere varamıyor, kaşlarınızı çatıp oturuyorsunuz. İlerleyen bölümlerde içine ışınlanamadığınız, içinde kopya üretemediğiniz mavi, kırmızı ışıklar da eklenince bir hayli zorlanıyorsunuz ama feci şekilde keyifli olduğunu inkar etmemize hiçbir şekilde gerek yok.
**oyunbburada.blogspot.com**
Swapper'ın aslında en büyük kozu atmosferi. Şayet atmosfer bu kadar yoğun olmasaydı 5-6 saatlik kısa oyun süresi (gerçi ben 10 saatte bitirdim bazı kazık bulmacalardan dolayı ama) ve hep aynı usül çözdüğümüz bulmacalar bu derece insanı etkileyemezdi. Klostrofobi ve şizofreniyi sonuna kadar hissettiriyor oyun. Işık oyunlarını aklınızı havalara fırlatacak kadar iyi kullanıyor. O ne güzel bir uzay atmosferidir öyle, o ne derbeder bir yalnızlık hissidir. Yarattığınız kopyaların hangisi gerçek hangisi sahte ikilemine düşmek bile, karanlık ve sadece uzaydaki yıldızlar ve el fenerimizden çıkan ışığın yalnızlığını barındıran bu uzay üssünde yerçekimin olmadığı alanlarda öylece süzülüp kalma hissi veriyor insana.
Gemide hayatlarını gasp ettiğimiz Watcher denilen taştan ibaret olsalar da insan beynini dilediği şekilde eğip bükebilen uzaylı ırkıyla da mütemadiyen münasebet için de oluyoruz ve her iletişime geçtiğimizde zihnimize onlara karşı yapılan haksızlığa dair bir şeyler söylüyorlar. Bu tekinsiz atmosferi bulmacaları çözdüğümüzde ruhumuza gelen kısa süreli dinginlik bozuyor gibi görünse de ışıkların bir anda kapanması ve sizi yine yalnızlığınızla baş başa bırakması klonlarınızdan nefret etmenize sebep oluyor.
Yalnızlık, hiç de Tanrısal değil.
Odalardan odalara geçişlerde bile içinize düşen merak duygusunun yanında uyarmadı demeyin ama şu kapıdan geçmesem de bir şey fark etmez hissi duymanız fazlasıyla mümkün. Çünkü ben her ne kadar insanın her zaman içinde bir umut olduğunu düşünsem de bu oyunda sıklıkla vazgeçmişliğin yoğun olduğu bir çok durum yaşadım. Grafikler, ışıklandırmalar, sesler ve tek tük duyabileceğiniz piyano tınılarıyla birlikte umutsuzluk ve yalnızlık bu oyunun her yerinden fışkırıyor adeta. Son sahnenin vuruculuğu ise uzun zamandır gerçek bir son göremediğim oyun dünyasında son yılların en iyisi bana kalırsa. Kısacası Swapper son zamanların atmosfer yaratma konusundaki en başarılı oyunu.
Sonuç itibariyle The Swapper vereceğiniz 15 doları kuruşu kuruşuna size geri ödeyecek bir oyun. Bulmaca oyunlarından hoşlanıyor, bir uzay üssünde yalnızlığı ve çaresizliği sonuna kadar hissettirecek muhteşem bir atmosferi ciğerlerinize kadar hissetmek istiyorsanız bu senenin belki de en iyi bağımsız yapım oyununu kaçırmayın. Swapper sadece bir bulmaca platform oyunu değil, gerçekliğin zaman zaman kaybolduğu, kimlik bunalımını sonuna kadar hissedeceğiniz muazzam bir başyapıt.