Translate

1 Mayıs 2013 Çarşamba

SimCity-2013

SimCity




SimCity (İnceleme)

1997'den 2013'e uzanan yolculuk...




              

Sene 1997 falan sanırım, tam emin değilim. Yaklaşan milenyum yüzünden herşeyin sonuna 2000 ekleme sevdası tüm hızıyla devam etmekte. SimCity de bundan nasibini almış. Milenyumdan sonra 2100?ün o kadar karizmatik durmamasından dolayı insanların 3000'i kullanacağından ve bunun da bir o kadar saçma olacağından ve zaten bir süre sonra bütün bu milenyum işinin unutulup gideceğinden bir haber, SimCity 2000'e bakıyorum. Zaten nereden bilebilir ki insan böylesine 3000 furyasının başlayacağını aslında, değil mi? 
 
Konuyu daha fazla dağıtmayayım, SimCity 2000 diyorduk. İngilizcesi daha "How are you?" sorusuna "Fayntenksantyu!" şeklinde kelime görünümlü cümle kullanmaktan ibaret olan bendeniz, şehir yönetmeye karar vermiş. Herşey çok güzel, geçiyorum ekran karşısına, ağaçlarıyla dağlarıyla bir arazi. Önce arazi düzleştiriliyor, ne de olsa dağla kim uğraşıcak, hem yamuk arazide bina olmaz. Ama bir yerde mesela bir çukur mu var, tamam orası göl olsun, suyla dolduralım; arka bahçe hesabı. Hadi şuraları kurcalayalım, bakalım bu ne işe yarıyormuş, aaa karayolu, tamam yollar olsun, buradan gitsin. Bu şekilde kurcalaya kurcalaya "renkli şeylerle" işaretlersem oralarda daha sonra ev çıkacağını da çözmüştüm ancak o zamanki aklımla şehre insanların gelmesi için gerekli şeyleri sağlamayı bir türlü başaramamıştım. O yüzden hazır kurulmuş şehirleri açar, onlarla oynardım -nasıl oluyorsa onlara insan gelmeye devam ediyordu çünkü. Benim zevkim de uzaylıları saldırtmak; hortum, yangın çıkartmaktan ibaretti tabii. Ben ne anlarım insanların gelir düzeyinden, iş bulamama şikayetlerinden, yolların yeterli gelmemesinden falan o yaşta...
 
Gelelim günümüze, sene 2013. Yeni SimCity çıkmış, seri için bir yeni başlangıç olsun diye yanına da hiçbirşey yazılmamış. Halbuki furya devam etse "SimCity 6000: Build your own Milkyway!" falan olacak ismi. 6000 yılında artık bi zahmet uzaya çıkmış olurduk heralde çoktan... Oyunu merak ediyorum, aklıma çocukluğum geliyor. Artık İngilizce de biliyorum, oyunu çözebileceğime de eminim. Can'a gidip dedim ki "SimCity'i inceleyeyim mi?" O da olumlu yaklaştı. (Çok olumlu bir insanımdır. -Can) PlayStore'dan gönderdiler oyunu, teşekkür ediyoruz bu noktada onlara. Ben de giriştim oyunu oynamaya.
 
Şunu hemen aradan çıkarayım: Aradaki oyunları oynamadım, evet. Zaten şu anda yaptığım bu inceleme de sabahlara kadar SimCity ya da benzeri sevdiği oyunu oynamayı sevenlere yönelik bir inceleme değil -Zira onların şehrin sorunlarıyla uğraşmaktan kafalarını kaşıyacak vakti kalmamıştır herhalde artık. Bu, SimCity'nin az çok ne olduğunu bilen, oyunu gerçekten merak edip oynayan birisinin izlenimlerini içeren bir inceleme.
 
 
 
En Az 3 Şehir!
 
Yine de SimCity'nin ne olduğunu tekrar etmekte de fayda var. SimCity, bir şehir kurma oyunu ve Sim ile başlayan oyunların bir nevi atası. Olay tabii Legolardan şehir kurmaya benzemiyor, bir şehri her türlü ihtiyaçlarıyla, kanalizasyonlarının düzgün arıtılmasından, toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesine kadar herşeyiyle yönetmeniz gereken bir oyun. Yıllardır hep çıkar ama temel hiç bir zaman değişmemiştir bu konuda. Tabii ki yeni oyun yenilikleri de beraberinde getiriyor.
 
Oyun açıldıktan kısa bir süre sonra değişikliklerini patır patır koymaya başladı önüme. Öncelikle "oyun alanımı" kendi kendime oluşturamadığımı farkettim. Bunun sebebi ise oyundaki şehir kurulacak alanların artık önceden belirlenmiş ve belli bir dengeye oturtulmuş olması. Artık tek başına bir şehir kurmaktansa, bir bölgedeki şehir alanlarından bir tanesine şehrimizi kurmaya başlıyoruz. Bu bölgeler içerisinde aynı zamanda tüm şehirlerin katkıda bulunarak gerçekleştirebildiği Great Work adı altında bölgeye özgü büyük bir yapı olabiliyor, havaalanı ya da turistik bir anıt gibi mesela. Tabii bunu bölgedeki tüm şehirler adam olduktan sonra yapabiliyoruz. En ufağı 3 şehir ve 1 GW alanından başlayıp, en büyüğü 16 şehir ve 4 GW alanıyla biten 8 farklı bölge seçilebilir durumda şu anda oyunda. Bu sayıların daha sonra DLC ile artacağını tahmin ediyorum.
 
Bölgelerin bu yapısının bir sebebi de artık şehir alanlarının niteliklerinin farklı olmasından kaynaklı. Oyundaki maden, temiz su gibi bir çok kaynak artık sınırlı. Üstelik her şehir her türlü kaynağa erişebilir durumda değil. Şehirler spesifik olarak bir amaca hizmet edebiliyor ve şehrinizi bu şekilde kurmak zorundasınız diyebilirim. Daha sonra başka şehirlerle yapacağınız antlaşmalar sayesinde şehrin bütün gelir ve giderlerini kontrol altına alıyorsunuz. Bir şehir bölgenin tüm maden ihtiyacını karşılayabilirken, diğer bir şehir bu madeni alıp işleyerek bölgenin elektrik ihtiyacını sağlayabiliyor örneğin. Bölgelerdeki şehir alanlarının bazıları  birbirlerine kara ya da tren yolu ile bağlı, bu da hangi şehirlerin birbirleriyle ortak çalışabileceğini belirliyor bir nebze. Kaynakların sınırlı olması aynı zamanda şehirlerin gelişmesini zorunlu hale getirmiş. Şehriniz eğer gelişmeden yerinde sayıyorsa, yakın zaman içinde kıtlığa girmesi olası. Bu da şehrin valisi olarak sizi yeni geliştirmeler yapmaya itiyor. 
 
Aslında bu açıdan baktığımızda SimCity demek yerine SimRegion demesi daha doğru. Şehirlerin farklı özellikleri olmaları ve spesifikleşebilmeleri yüzünden olsa gerek, şehirlerin boyutu beklediğimden oldukça ufak. (Şehirler 2km x 2km'lik bir alan kaplıyor; araştırdığıma göre SimCity 4'teki Medium size'a denk geliyormuş) Ancak tüm şehirleri kendi içinde yöneterek herşeyi kendi içinde sağlayan bir bölge elde ediyorsunuz. Şehir sakinleriniz bir şehirden diğerine iş için ya da alışverişe bile gidebiliyor, bu da aslında onlara klasik şehir olarak bakmayı zor kılıyor. Biraz kavram karmaşası yaşamamak işten değil...

Ulen SimCity, Sen Mi Büyüksün Ben Mi? (2km x 2km'den büyük müsün sen? -Can)
 
Yaptığımız herşey bize yol, su ve elektrik olarak geri dönüyor doğal olarak, ancak ne gariptir ki hepsi aynı yol üzerinden geri dönüyor. Eskiden bu hatların her biri ayrı ayrı çekilirken, şimdi tüm oyun şehre yerleştireceğiniz yollar üzerinden gidiyor. Bir binanın iskeletini oluşturur gibi önce yolları oluşturmanız, ardından ihtiyacınız olan herşeyi bu yollar üzerinden kurmanız gerekiyor. Bu kısım oyunu oldukça basitleştirmiş. 6 farklı seviyedeki yol tipi aynı zamanda bu yolu kullanan herşeyin niteliğini belirliyor. Kaliteli yolda daha kaliteli iş yerleri oluyor, daha fazla su ve elektrik taşıması gerçekleşiyor, ve doğal olarak daha fazla araç bu yolu kullanabiliyor.  Bu noktada şehrinizin durumu herşeyden önce yollarınızı adam etmenize bakıyor. Bunun hoşuma giden bir özellik olduğunu söyleyemeyeceğim, biraz daha kontrol sahibi olmak isterdim her türlü kaynak üzerinde şahsen.
 
Bu boyut farklılığı ve yol sistemi Maxis'in kullandığı Glassbox motorunun özelliklerinden kaynaklı aslında. Şehrinizde gördüğünüz her insan kendine has bir işe, yapmak istediklerine sahip ve şehirde buna göre yaşıyorlar. Tek bir insanı izlemeye alıp onun işe gidişini, alışveriş yapışını ya da eve geri dönüp uyumasını izlemeniz mümkün - tabii binaların içini göremiyorsunuz, Sims değil sonuçta oyunumuz. İnsanlar bazen size görevler verebiliyor, "Şöyle olsaydı daha iyi olurdu" gibi cümlelerle sizi yönlendirebiliyorlar ki, gerçekten de o insanların çevresinde mutluluk oranlarının daha da arttığını farkediyorsunuz istediklerini yaptığınızda.
 
Oyun aslında herşeyi bu noktaya getiriyor: Mutluluk. Amacınız şehrinizde yaşayan herkesi mutlu etmeye çalışmak, ancak kendiniz sonuçlardan mutlu musunuz her zaman? Size şimdiden söyleyeyim, ilk birkaç şehrinizi kurduktan sonra boşverin. Ben burada ne kadar anlatırsam anlatayım, bazı şeyleri kendi başınıza deneyim etmeniz daha önemli. Evet, o şehirlerde hatalarınız olacak, daha iyi yapabilirdim diyeceksiniz. Bazı şeylerin nasıl çalıştığını çözmeniz, bir sonraki şehirde o işi daha iyi yapmanızı sağlayacak. Zaten bir şehir alanının tamamını tasarlayıp doldurmanızın en fazla 2 saatinizi aldığını düşünecek olursak, çok da fazla birşey kaybetmeyeceksiniz. 


 

Call of Duty: Ghosts Doğrulandı ve Çıkış Tarihi Göründü

Call of Duty: Ghosts Doğrulandı ve Çıkış Tarihi Göründü


Artık söylenti adına bir şey kalmadı, Activision’ın yeni Call of Duty oyununun resmen Call of Duty: Ghosts olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki internete düşen oyunun posteri ve callofduty.com’da yayınlanan görselin orijinal hali apaçık bizlere yeni oyunun Call of Duty: Ghosts olduğunu kanıtlar nitelikte.

Dünyanın en önemli oyun mağazalarından olan GameStop’ta çekildiği iddia edilen poster ile artık yeni Call of Duty oyununun Call of Duty: Ghosts olduğunu  gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. Ayrıca dün yaptığımız haberde callofduty.com sitesinin açılışında bir kuru kafa suretinin olduğunu söylemiştik. Şimdi ise o görsel internete düştü bile, sadece bu kadarı ile değil GameStop’ta çekilen posterde ayrıca bir çıkış tarihi de mevcut.
Posterden yola çıkarak oyunun 5 Kasım 2013 tarihinde çıkış yapacağını söyleyebiliriz.