Translate

26 Temmuz 2013 Cuma

Android 4.3'lü Yeni Nexus 7 Tanıtıldı


Google, merakla beklenen yeni Nexus 7 tabletini bugün San Francisco’da gerçekleşen Google Etkinliğinde resmi olarak duyurdu. Android, Chrome ve Google Uygulamalarının başındaki isim Sundar Pichai’nin bulunduğu etkinlikte tanıtılan yeni Nexus 7, önceki Nexus 7 ile aynı tasarıma sahip olsa da donanım özellikleri oldukça etkileyici. İşte yeni Nexus 7’nin teknik özellikleri.
Android işletim sisteminin en son sürümü 4.3 yüklü olarak gelen yeni Nexus 7, 7 inç büyüklüğünde 1920 x 1200 piksel çözünürlüklü ekrana sahip. Ekran 323ppi piksel yoğunluğuna sahip. Önceki Nexus 7’ye göre iki milimetre daha ince olan yeni Nexus 7, Qualcomm’un 1.5GHz hızında çalışan çift çekirdekli S4 Pro APQ8064 işlemci ve 2GB RAM ile güçlendirilmiş. Adreno 320 grafik birimine sahip olan cihaz, 5.0 megapiksel arka, 1.2 megapiksel ön yüz kameraya ile geliyor. Bluetooth 4.0, 802.11 a/b/g/n Wi-Fi kablosuz bağlantı ve micro USB 2.0 portu ile donatılan yeni Nexus 7’de full HD kalitede video çıkışı almanızı sağlayan SlimPort desteği bulunuyor. 

8 Temmuz 2013 Pazartesi

The Swapper İNCELEME


The Swapper  İNCELEME




Yedi yıllığına gönderildik bu uzay üssüne. Mineral toplama asıl işimizdi fakat biz burnumuzu başka şeylerin içine soktuk, başkalarının hayatına, başkalarının özgürlüğüne, başkalarının varlığına ve zihnine. Saçmalama başka seçeneğimiz yoktu, sağ kalmak için bunu yaptık. Ne alakası var sağ kalmakla, sen demedin mi intikam almalıyız? Ben mi? Evet, sen ve o, ruh dediğiniz şey sanki varmış gibi inandırmadınız mı kendinizi bedenler arası geçişe. Boşa konuşuyorsun, kimliğini kaybetmedin sonuçta değil mi, hala sen SENSİN. İkiniz de susar mısınız lütfen...
Az önce Swapper'ı bitirmiş bulunmaktayım ve bitirir bitirmez yazıya başladım. Açıkçası tarif edilmez duygular içerisindeyim. Swapper derin, çok derin bir bulmaca-platform oyunu. Aslına bakarsanız oyun da demek istemiyorum ama işimiz bu sonuçta. Arkasına uzayın çok uzak köşelerinde içinde türlü türlü oyunlar dönen bir uzay üssünü almış ve alenen felsefe yapıyor, insanın varlık sorgulamasını, varlığını devam ettirebilmek için başkalarını maşa edinebilme kolaylığını, Tanrı ikilemini, şizofreniyi... Gören ya da görmeyen gözler için fark etmez... Swapper'ın arka planında bir dünya felsefe ve paradoks var.



Oyundaki tek yeşil alan olan bahçelerde dört ayrı kişiliğim ve ben.


A,B,C,E... Alfabenizi öğrendim, beni serbest bırakabilir misiniz. ... K,L,M,O...

Oyun mantığımız gayet basit aslında. 2 boyutlu bir platform-puzzle oyunu Swapper ve zaman zaman Oddworld ve Portal tadı veren bir yapım. Bu uzay üssünde sağ kalmış iki kişiden biri olan ana karakterimizin elindeki silahın adı da bizzat Swapper ve kendisinin çok acayip güçleri var: silahı elinde tutanın klonlarını yaratabilme ve doğrulttuğunuz kişiyle RUH DEĞİŞTİREBİLME. Temel olarak zaten kendi kopyalarınız arasında geçiş yapabildiğinzi için ruh değiştirebilme olarak görülmese de böyle bir işlevi var bu silahın. Onu da oyunun içinde sağda solda bulacağınız kayıt defterlerinden okumayı ihmal etmeyin. Oyunun sonuna varmak için koca bir uzay üssünde yer alan güneş kürelerini toplamak nihai amacımız. 124 kürenin hepsini toplamazlık etmeyin sakın, her ne kadar oyun hepsini toplamadan da ilerleniyormuş izlenimi verse de son odadaki konsolu aktif edemeyince fellik fellik küre aramaya başlıyorsunuz benden söylemesi.



Ruhları onları terk etse de bu iki sevgili son anlarını sarılarak paylaşmışlar.


Bulmacalar hep aynı mantık üzerine kurulu; en fazla beş kopyanızı kullanarak, kürelere bir şekilde ulaşmak. Kopyalarınızı dilediğiniz yerde yaratabilme imkanınız var, yarattığınız yerde çıkan kopyanızla anında ruh değişimi yapıp olduğu yere ışınlanma olanağınız da bulmacaların dayandığı duvarlardan birisi. Başlarda basit ışınlanmalarla ulaştığınız kürelere oyun ilerledikçe saç baş yolduran ama çözümü bulduğunuzda havalara uçurup, kendinizi alkışlamaya kadar götürecek bulmacalar aracılığıyla ulaşmak zorunda kalıyorsunuz. Özellikle bu bulmacalarda oturup ciddi ciddi düşünmeniz gerekiyor çünkü kaba kuvvetle, deneme yanılma yoluyla, ordan oraya ışınlanmakla bir yere varamıyor, kaşlarınızı çatıp oturuyorsunuz. İlerleyen bölümlerde içine ışınlanamadığınız, içinde kopya üretemediğiniz mavi, kırmızı ışıklar da eklenince bir hayli zorlanıyorsunuz ama feci şekilde keyifli olduğunu inkar etmemize hiçbir şekilde gerek yok.


                                                               **oyunbburada.blogspot.com**

Swapper'ın aslında en büyük kozu atmosferi. Şayet atmosfer bu kadar yoğun olmasaydı 5-6 saatlik kısa oyun süresi (gerçi ben 10 saatte bitirdim bazı kazık bulmacalardan dolayı ama) ve hep aynı usül çözdüğümüz bulmacalar bu derece insanı etkileyemezdi. Klostrofobi ve şizofreniyi sonuna kadar hissettiriyor oyun. Işık oyunlarını aklınızı havalara fırlatacak kadar iyi kullanıyor. O ne güzel bir uzay atmosferidir öyle, o ne derbeder bir yalnızlık hissidir. Yarattığınız kopyaların hangisi gerçek hangisi sahte ikilemine düşmek bile, karanlık ve sadece uzaydaki yıldızlar ve el fenerimizden çıkan ışığın yalnızlığını barındıran bu uzay üssünde yerçekimin olmadığı alanlarda öylece süzülüp kalma hissi veriyor insana.

Gemide hayatlarını gasp ettiğimiz Watcher denilen taştan ibaret olsalar da insan beynini dilediği şekilde eğip bükebilen uzaylı ırkıyla da mütemadiyen münasebet için de oluyoruz ve her iletişime geçtiğimizde zihnimize onlara karşı yapılan haksızlığa dair bir şeyler söylüyorlar. Bu tekinsiz atmosferi bulmacaları çözdüğümüzde ruhumuza gelen kısa süreli dinginlik bozuyor gibi görünse de ışıkların bir anda kapanması ve sizi yine yalnızlığınızla baş başa bırakması klonlarınızdan nefret etmenize sebep oluyor.



Yalnızlık, hiç de Tanrısal değil.


Odalardan odalara geçişlerde bile içinize düşen merak duygusunun yanında uyarmadı demeyin ama şu kapıdan geçmesem de bir şey fark etmez hissi duymanız fazlasıyla mümkün. Çünkü ben her ne kadar insanın her zaman içinde bir umut olduğunu düşünsem de bu oyunda sıklıkla vazgeçmişliğin yoğun olduğu bir çok durum yaşadım. Grafikler, ışıklandırmalar, sesler ve tek tük duyabileceğiniz piyano tınılarıyla birlikte umutsuzluk ve yalnızlık bu oyunun her yerinden fışkırıyor adeta. Son sahnenin vuruculuğu ise uzun zamandır gerçek bir son göremediğim oyun dünyasında son yılların en iyisi bana kalırsa. Kısacası Swapper son zamanların atmosfer yaratma konusundaki en başarılı oyunu.

Sonuç itibariyle The Swapper vereceğiniz 15 doları kuruşu kuruşuna size geri ödeyecek bir oyun. Bulmaca oyunlarından hoşlanıyor, bir uzay üssünde yalnızlığı ve çaresizliği sonuna kadar hissettirecek muhteşem bir atmosferi ciğerlerinize kadar hissetmek istiyorsanız bu senenin belki de en iyi bağımsız yapım oyununu kaçırmayın. Swapper sadece bir bulmaca platform oyunu değil, gerçekliğin zaman zaman kaybolduğu, kimlik bunalımını sonuna kadar hissedeceğiniz muazzam bir başyapıt.

GRID 2 (PS3)

GRID 2 (PS3)




Uzun süredir başarılı bir yarış oyunu bekliyorum. Çok uzun süredir. Böyle hem arcade bakımından güçlü olacak, hem de hack and slash tadında stres attıracak bir yarış oyunu. Aslında imkansız da değil hani. Firmaları bu konuda ne kadar çok yargıladığımı bir ben bilirim. 2005 yılına dönüp düşünmeden edemiyorum. PS2 konsolum ve yanındaki Burnout: Revenge isimli yarış oyunum hala benim için çok özeldir. Söz konusu yarış oyunu olduğunda, insanların mükemmeli araması çok normal.


Gözle görülecek kadar başarılı grafikler, asfalttan çıkan lastiklerin sesi, bıraktığı izler ve en önemlisi kontroller. Genelde yarış oyunlarındaki en büyük problem de bu değil midir? Sadece müzik veya grafik yterli olmaz. Oldukça popüler bir parçayı duyduğunuzda, o oyun sizin için büyük bir nimettir. Aracınızın radyosu kulaklarınızın pasını silse bile, kontrollerin konsola veya PC'ye göre son derece başarısız olması, hepimizi mutsuz eder diye düşünüyorum.


Codemasters'tan tıpkı beklediğim gibi bir yarış oyunu gördüm. Grid 2, gerek grafikleriyle, gerekse kontrolleriyle beklediğim gibi çıktı. Hem artısı, hem de eksisiyle başarılı bir yarış oyunu olsa bile, yeterince tatmin edemediği bir gerçek. Özellikle kariyer konusunda, Grid 2 insanı çok eğlendiriyor. Siz yarıştıkça ve kazandıkça hayranlarınız artıyor ve buna bağlı olarak sponsorlar buluyorsunuz. Daha çok yarış kazanıp, daha fazla para elde ediyorsunuz. İlk olarak üç sponsor ile başlarken, dikkatli seçmeniz de gerekiyor. Çünkü kimisi ize teknolojik açıdan yardım ederken, kimisi aracınızı daha hızlı geliştirmenizi sağlıyor. Grid 2'nin en büyük artısı da bu zaten.

Kariyeriniz ilerlerken, sıkılmıyorsunuz. Son kırk yılın popüler araçlarını kullanmanın zevki ise bambaşka. Sürekli kendimizi birilerine kanıtlamak zorunda kalıyoruz.


Aradan neredeyse beş yıllık bir süre zarfı geçmiş. Grid ve Grid 2 arasında ciddi bir fark yok. Aynı zorluk ve "konsolda oynamasam daha iyiymiş" diyebileceğiniz bir yarış oyunu haline gelmiş. Arada gözle görülür bir fark olmayınca, insan hayal kırıklığına uğruyor. Hem PC'de hem konsolda Grid 2, kolay modda bile son derece zor. Eğer mükemmel bir direksiyon sahibiyseniz, mutlaka Grid 2'yi o şekilde denemelisiniz. Neden mi? Grid, ilk oyununda olduğu gibi dönüşlerde ve hız sorunlarında hala en zor yarış oyunlarından biri. Birçok oyunsever konstollerin zor olduğundan şikayet etse bile, Grid zaten bu şekilde ünlü olan bir oyun.
                                                           **oyunbburada.blogspot.com**


Grid 2'nin oyun modlarından bahsedecek olursam; yeri geliyor zamana karşı yarışıyorsunuz, yeri geliyor birinci olmak zorunda kalıyorsunuz ki Grid içerisinde birinci olmanın ne kadar zor olduğunu bileniniz vardır. Özellikle kendim zor bir modda oynamayı deneyip, sonradan "Yok olmayacak, parmaklar iptal" dediğim zamanlar oldu.


Grid 2 özellikle, Grid'i uzun süredir bekleyen ve hala oynayan insanlara hitap ediyor. Daha önce Grid'i oynamadıysanız, ikincisini muhtemelen beğenmeyeceksiniz. Çünkü aradan geçen yıllara rağmen, Grid hala zor ve kariyeri ön planda tutan bir yarış oyunu. Özellikle birincil gözden görmek ve yarıştığınız mekanı birebir takip etmek, o kadar heyecanlandırıyor ki. Haritaya bakamıyorsunuz. Ancak sakın bu hataya düşmeyin. Hem harita kontrolünüz çok iyi olmalı, hem de yolu çok iyi takip etmelisiniz. Normalde araç kullanırken, hem fren hem gaz aynı anda kullanılmaz. Grid 2 de bu yönden son derece gerçekçi. Sağa ve sola aracınızı vurduğunuzda parçalanabiliyor ancak üçgen tuşuyla, oyun size bir kere bile olsa hamlenizi geri alma şansı tanıyor.


Codemasters her seferinde zor yarış oyunu yapmayı seviyor. Doğal olarak onun doğasına da karşı çıkmaz, oyun dünyasına haksızlık olur. Grid 2'de son derece agresif ve bir o kadar da görsel açıdan, göz dolduran yarışlar var. Grid 2'nin yıldızı her zaman sizsiniz, sizi detskleyen bir kitle var ve tabii ki en yakın arkadaşınız da sizinle olacak. Aracınızı tamir edecek ve sesiyle sizi gerekli yerlere yönlendirecek.

Grid 2, boş bir yarış oyunu değil. Aracınızı renklendirebiliyor ve lastiklerindeki şekle kadar, her şeye müdehale edebiliyorsunuz. Detayları da oldukça başarılı gösterilmiş.

                                                         **oyunbburada.blogspot.com**


Grid 2'nin multiplayer modu kendi garajına sahip. Yani hiçbir şey kariyer modundaki gibi ilerlemiyor. Multiplayer ve kariyer modu arasında araç paylaşamıyorsunuz. Kariyer ve multiplayer mod arasında aman aman bire değişiklik yok. Hani insanı koltuğa bağlayacak bir durum olmadığı için, kariyer modunda takılsanız, daha çok eğleneceksiniz. Codemasters'ın en büyük hatalaırndan biri de, yolların sürekli aynı olması. Bu yüzden Grid 2 ve Grid arasında ciddi farklar yok dedim. Kendi özünden azıcık çıksa, efsane şeyler yapabilirler. Ancak ne kadar inatçı bir firmadır ki, yolların çıkışları ve buluşma noktaları bile aynı ilerliyor.


Geçtiğimiz yıl Dirt Showdown gerçekten ne yaptığının farkında bile değildi. Çok hazırlıksız bir şekilde piyasaya çıktı ancak Grid 2, birçok şeye hazırlanmıştı. Şu aşamada Grid 2, daha modern bir şekilde bizlere sunuluyor. Ancak istediği kadar modern olsun, araçların çarpışma sırasındaki fps sorununu çözemedikleri çok belli oluyor.

Başarılı bir araç listesi, oldukça hassas bir hız kontrolü ve kariyer modu ile yarış oyunu arasındaki eğlenceli içerikler bir arada sunulmuş. Eğlence demişken, Grid 2'nin yarış anındaki müzikleri de oldukça modern. İnsanın kulağını tırmalayan veya sürekli kendisini tekrar eden parçalar yok.


PC veya konsolda zorlanacağınız Grid 2, direksiyonların kralı olabilir ya da kraliçesi. Her neyse, buna siz karar verin. Sadece sinirinize hakim olun ve Grid 2'nin kolay bir yarış oyunu olduğunu sakın düşünmeyin.

6 Temmuz 2013 Cumartesi