Translate

17 Ekim 2012 Çarşamba

sorcery

Sorcery isimli oyun bünyemdeki büyü ihtiyacını karşılayabildi mi? Hiç ummuyordum ama yanıt: Evet, karşıladı. Hem de bayağı bir karşıladı. Anlatmaya çalışayım:

Sorcery bir Move oyunu. Aygıt için çıkmış spor, bulmaca vs. gibi çoğunluktaki hafif oyunlardan farklı olarak literatürde "ilerlemeli" olarak tabir edilen türden kendisi. Sağ elinizde Move, sol elinizde Move Navigation Controller (ben gamepad'le oynadım ve Navigation Controller'ın yokluğunu da pek hissetmedim) tutar halde oynanıyor. Analogla karakterimiz Finn'i yönlendiriyor, L1 ile kamerayı düzeltiyor, L2 ile blok alıyoruz. Move'u ise asa olarak kullanıyoruz ki...

Oyunun can alıcı noktası tam olarak burası... Kontroller, oynanış olabildiğince güzel ve akıcı. Kendinizi bir büyücü gibi hissediyorsunuz yahu, var mı ötesi? Standart arcane saldırınızın dışında 5 adet element büyünüz var: Ateş, Toprak, Hava, Buz, Elektrik (tahta dediğinizi duyar gibi oldum da neyse). Toprak haricindekilerinin alternatif kullanımları olduğunu da hesaba katarsak toplam 11 tane büyüden bahsediyoruz. Güzellik, asamızın (asa = Move) birkaç hareketiyle bunları dilediğimiz gibi kullanmanın mümkün olmasında yatıyor.


Sistem şöyle işliyor: Mesela Move tuşuna basılı tutarak saat yönünde bir çember çizdiğinizde ateş büyünüz seçilmiş oluyor. Asanızı ileri doğru salladığınızda ateş saldırısı gerçekleştiriyorsunuz. Eğer yere doğru bir çizgi çekerseniz de yerde bir firewall oluşuyor. Ya da yine Move tuşuna basarken asayla sağ-sol yaptığınızda elektriği seçiyorsunuz ve asayı ileri sallayarak yıldırım saldırısını, yere çizgi çekerek yıldırım tuzağı büyüsünü aktivite etmiş oluyorsunuz.


Bir de bu saldırı büyülerini kombine edebiliyorsunuz ki ortalık asıl o zaman şenleniyor. Favori kombinasyonumdan örnek vereyim: Move tuşuna basarak bileğinizle saat yönünde bir çember çizdiniz ve ateş elementini seçtiniz. Yere bir çizgi, hop firewall. Sonra yine aynı tuşa basarak asanızı yukarı kaldırdınız ve başınızın üstünde bir çember çizdiniz. Ne seçildi? Rüzgâr. Frizbi atar gibi bir hareket yaptınız ve firewall'unuzun üstünde bir hortum oluşturdunuz. Hem de cayır cayır yanan bir hortum! Bir geri-ileri fırlatma hareketi yaptınız ve elinizdeki rüzgârın gücüyle hortumunuzu düşmanların üzerine yolladınız. Yakalananlar yandı. Peki yakalanmayanlar? Move tuşuna parmağınızı hemen basıp çektiniz ve standart arcane bolt hareketini seçtiniz. Yanar-döner hortumunuzu nişanlayıp büyü toplarınızı patır patır fırlatmaya başladınız. Hortuma çarpan büyü topları alev alıp etrafa saçıldı ve böylece etraftaki düşmanlar da güzelce temizlenmiş oldu. Budur.


Karışık mı geldi? İnanın hiç değil. Oyunun öğrenme eğrisi çok iyi çalışıyor. Büyülerinizi size teker teker, araya zaman koyarak öğretiyor ve her büyüye hâkim olacak kadar o büyüyü kullanmanızı sağlıyor. Hareket algılama mekanizması da genellikle iyi çalıştığı için (biraz da otomatik kilitlenme sisteminin desteğiyle) istediğiniz an istediğiniz büyüyü rahatça yapabiliyorsunuz. Daha ilk oyununu yapmış olan bir stüdyonun Move'un sırlarını bu kadar güzel çözebilmiş olması gerçekten takdire şayan. Bir tek acane bolt'a falso vermek sıkıntı olabiliyor ama olacak o kadarı da.


Bir küçük parantez de simya için açayım. Topladığımız çeşitli bileşenlerle iksirler yapıyoruz ve bu iksirler bize sağlığı artırma, ateş hasarını yükseltme gibi kalıcı faydalar sağlıyor (geçici olanlar da var ama onlara hiç girmeyeyim). Böylece aksiyon-macera türüne dâhil olan oyunumuzda RYO elementleri de kendilerine yer edinmiş oluyorlar. Tabii bir Witcher beklemeyin, simya derken oldukça basit bir sistemden bahsediyorum. Bir de bu iksirleri kendimizin hazırladığını not düşeyim. Sıvıları kaba döküyor, meyveleri rendeliyor, tozları serpiyor ve sopayla karıştırıyoruz. Hoş ve atmosfere çok şey katan bir detay olmuş.




BÜYÜCÜ ÇAĞIRDIM, KÜÇÜCÜ GELDİ
Bu arada esas başrol oynanışta olduğu için hep ondan söz ettim ama bu oyunun bir hikâyesi de var tabii. Üç haftalık büyücü çırağı Finn, kedi arkadaşı Erline'ın da kızdırıp gaza getirmesiyle ustasının asasını alır ve ortalığı biraz dağıtır. Döktüğü sıvı karışımı tekrar hazırlayabilmek için bir toz bulması gerekir ve görünürde bu tozu bulmak, gerçekte ise de içindeki macera arzusunu dindirebilmek amacıyla atar kendini iskeletlerin kol gezdiği bir adaya. Orada burnunu sokmaması gereken yerlere sokunca da psikopat kraliçenin köyünü basmasına sebep olur. Ortamdan kaçan Finn ve Erline da onlara yardım edebilecek tek kişi olan Erline'ın babasını bulmak için yola koyulur.


Pek de dağları yerinden oynatan bir senaryosu yok Sorcery'nin. Ama zaten akıldan çıkarmamak gerekir ki oyun casual bir havaya sahip. Dehşet bir senaryo beklemek yanlış olur. Oluşturmaya çalıştığı bu havayı destekleyen, Finn ve Erline arasında bolca eğlenceli atışmaya sahne olan, İrlanda mitolojisinden elementlerle bezeli hoş bir hikâyesi var Sorcery'nin. Daha fazlası değil.


Sorcery'nin eksilerini düşman çeşitliliğinin azlığı, ekstraların olmaması, oyunun çok çabuk bitmesi şeklinde sıralayabilirim. Ama izninizle, büyücü rolünü çok seven bir oyuncu olarak fırsattan istifade olumsuz eleştirilerimden çok, temennilerimi sıralamak istiyorum. Bunlar "keşke bu oyunda bunlar olsaydı" temennileri değil. Çünkü Sorcery'nin yapmak istediği belli: Eğlenceli ve farklı bir oynanış sunan, casual bir oyun olmak. Bunu da iyi başarıyor. Temennilerim The Workshop'un bir dahaki oyunu için olsun. Öncelikle RYO elementlerinin artmasını isterim. Yetenek ağaçları olsun, köyler kasabalar olsun... Geniş ve mümkün olduğunca açık bir dünya isterim. Ve tabii bu dünyada keşfedilecek sayısız giz... Büyücü oynamayı seven oyuncu, gizem çözmeyi de sever. Hatta elemental dışında da büyücü sınıfları olsa keşke. Bir necromancer, bir warlock, bir rün büyücüsü... Bir de oyunu 2 Move ile oynanabilir yaptılar mı ellerinden öperim. Düşünsenize iki elinizle yaptığınız hareketler ve çizdiğiniz rünlerle yapıyorsunuz bütün büyülerinizi! Sorcery'de kısa asa kullanan bir büyücüyü yönettiğinizden kendinizi bazen gerçekten bir Harry Potter gibi hissedebiliyorsunuz. Ama ben biraz da Raistlin ya da Haplo gibi hissetmek isterim.


Sorcery çok eğlenceli, farklı bir tecrübe; Move için oyun yapmaya niyetli diğer stüdyolara örnek olabilecek kalitede bir oynanışa sahip. Oyunları büyücü karakterlerle oynamayı tercih ediyorsanız ya da bir Harry Potter fanıysanız denemenizi şiddetle öneririm. Hatta bu kategorilerden birine dâhilseniz, Move almak için aradığınız sebebi bulmuş bile olabilirsiniz.

Hiç yorum yok: